EN
sidenav ikon

MURAT ÖZTÜRK

CEO, Seluz

AHMET YİĞİDER

Küratör

MASSENCE

Sergi

SANATÇI

İndeks

Seluz, yaratıcı düşünceyi yaşamının merkezine alan ve tüm rekabet gücünü buna borçlu olan bir kurum... İnsanların mutluluğu için koku ve tatlar tasarlayan, yaratıcı endüstri kapsamı içinde özgün bir kurumsal model olarak gördüğümüz Seluz, bir tarafta doğadan ve doğanın sunduğu sonsuz zenginliklten, diğer tarafta ise yaratıcı düşüncenin kavramsal gücünden besleniyor...

Seluz Çağdaş Sanat Galerisi bir idealin hayata geçirilmesi... Hem Seluz'un yaratıcı dünyasında nefes alıp veren bizler için bir ilham kaynağı ve iş ortaklarımızla bir iletişim aracı olacak, hem de ürettiği projelerle Türkiye'de sanatın ilerlemesine mütevazı katkılar sunacaktır.

Seluz Contemporary'nin ilk kalıcı koleksiyon sergisini sunduğumuz 'Massence' projesi, 15 farklı ülkeden sanatçılar ve sanat kurumlarıyla 3 yılı aşan bir sürede hayata geçirildi. Bu sergi, 29 sanatçının 50'den fazla eserini Seluz felsefesine dokunan özgün bir fikir altında birleştiriliyor.

Çalışanlarımıza, etkileşim içinde olduğumuz tüm iş ortaklarımıza ve Türkiye'ye kazandırılan bu çağdaş sanat koleksiyonu, Seluz'la birlikte büyütmeyi hedeflediğimiz yaratıcı vizyonumuzun bir temsilcisi olarak kabul edilebilir.

Bilimin başlangıç noktası olarak kabul ettiği 'big-bang' yani 'büyük patlama' insanoğlunun tanıklık ettiği en fevkalede şey olabilirdi. Bu teoriden referansla, her ne kadar genişleyen evrenle birlikte zaten bu olgunun içinde yaşlanıyor ve her an ona tanıklık ediyor olsak da kastettiğim şey bunun ötesinde; insan aklının tahayyül edebileceği hemen her şeyi kapsayan ve (bugün için) bilimin sınırlarını belirleyen bu müthiş başlangıç sahnesini -'hiç' noktasını- ve sonrasını zaman ve mekan üstü bir 'loca'nın ayrıcalığı ile izlemek, deneyimlemek...

Yukarıda fikir zihnimde ilk kez belirlendiğinde bir insanın şahit olabileceği daha olağan diğer yandan belki de en ilginç ikinci şeyi deneyimliyordum. Bir hastanenin asasör kabininde yeni doğan oğlumla göz göze geldik...

Makul olağanlığına rağmen yaşamın her anı ve evrenin tüm döngüsü; öncelikle bilim ve sanat olmak üzere entelektüel üretim için, yukarıda kurguladığımız olanaksız 'büyük patlama' deneyimi nispetinde kışkırtıcı birçok argüman ve derinlik barındırıyor. Ölçek ve bağlamadan kopararak bir araya getirebileceğimiz sadece birkaç temsil unsuru; En başta evrendeki tüm mikro yapıtaşlarının düzenli hareketi olmak üzere; suyun ve minerallerin canlı bir bedene sonra bir bebeğin gülücüğüne, sonra irade ve fikre dönüşmesi; zamanın bizzat kendisi ve aynı zamanda evrenin zamanı var eden tüm ileri hareketi; tohumda saklı tüm bilgi; güve yaşam ve ölüm; ışık; renk; fiziğin kendisi ve ötesi; koza; göz; nefes; tüm duyusal çeşitlilikleri temsilen kişniş tadı; Π sayısı; kozmik boşluk veya sadece çıplak gökyüzü; kar tanesi; turmalin kristali; çakıl taşı; aktino bakteriler, geosmin veya yağmur sonrası toprak kokusu (petrichor)...

Olfaksiyon (koku) her ne kadar canlılık sınırlarımızın içinde ve fazlasıyla bize ait bir kavram olsa da tüm sınırsızlığıve kuşatıcılığı ile evreni temsil edecek bir olfaktif karakter arayışında olsaydık (en basit söylemle 'evren nasıl kokar?'), aşırı ve marjinal diyebileceğimiz bu iddayı desteklemek adına nasıl bir soyutlama pratiği yapılabilirdi? Yeni çiçek açmış bir domates fidesinin boynundaki incecik tüyleri (trichomes) okşarken, mikro ölçekte parmaklarımızın arasında cümbüş yapan çeşit çeşit milyonlarca molekülün sunduğu eşsiz koku, bu iddia için bir çıkarım olabilir miydi? Bu kadar büyük bir temsili taşıyacak sıra dışı bir olfaktif deneyim sunduğuna inandığım iddianın amacı, evrene koku atfetmek gibi tuhaf bir çabadan ziyade, oldukça özgün bir kokunun duyusal betimlemesinde 'evreni aramak' şeklinde anlaşılabilir. Bu aynı zamanda, 'Massence' projesine dokunan herkesin söz konusu sıra dışı olfaktif deneyimi muhakkak yaşaması için tahrik edici bir gönderme olarak kabul edilebilir...

'Massence' kurgusunun bir yönünü artı sonsuzluğu taşıyacak olan, proje içinde anlam kalıbı iyice zorlanan ve yer yer soyutlanan 'kütle' fikri; diğer yönünü ise 'mikro' üzerinden anlamlandırılacak olan 'öz' ile tanımladık. Kütle temsili, stilize bir yaklaşımla tüm dış sınırlarımıza ve insan aklının, hatta tahayyülünün tam anlamıyla dokunamadığı artı sonsuza referans ederken; öz temsili, bizi kuşatan canlılığa, doğaya canlılığın ve maddenin en küçük yapıtaşlarına, aynı zamanda düşüncenin ve bilincin derinliklerine ve yer yer içsel bir sorguya yönlendiriliyor. 'Massence' kodlamasıyla, kütlenin ve özün eritelerek birlikte süzüldüğü bir dil oluşturulması hedeflendi.

İnsanın evrenle ilişkisini belirleyen algı aralığı lineer bir çizgi şeklinde kabul edildiğinde; bu çizginin iki ucunu temsil edecek mikro ve makro sonsuzluk nispetinde, dokunabildiğimiz oldukça kısıtlı bir aralık tanımlayabiliriz. Öyle ki, sonsuzluk içine yerleştirdiğimiz bu aralık, matematiksel anlamıyla lineer bir kesit olmanın ötesinde, sonsuzluğun iki ucu arasında sadece bir noktaya dönüşüyor. En yalın ifadeyle. İnsan yaşamı evren ölçeğinin çok minimal bir boyutunda gerçekleşiyor. Buradaki sıkışmayı aşmanın bir yolu, muhakkak ki rutin yaşamın getirdiği konfor alanının dışında sorgulamalar yapmaktan geçiyor. Bilim, doğası çabasında. Ancak matematiksel anlamı itibariyle lineer bir sonsuzluğun ara kesiti olarak gördüğümüz bu algı aralığı, iki uçlu sonsuzluk üzerindeki tüm genişleme çabasına rağmen sonsuzluk tarafından hep yutulacak ve bir noktaya dönüşecek bir paradoks ortaya çıkarıyor.

Özgür sanat düşüncesi ise; bu teorideki lineer varsayımın yerine koyabileceğimiz çok boyutlu ve sonsuz uçlu uzay derinliğinde insan algı aralığının sınırlarını zorlamaya, yaratıcılıktan ve hayallerin gücünden beslenerek yaptığı egzersizlerle zıplamaya ve ufkun daha ötesine dokunmaya çalışabilir. İşte 'Massence' projesini ortaya çıkaran şey, tam da bu egzersizlerin arayışı! Evren ölçeğinin iki ucu için 'kütle' ve 'öz' üzerinden kavradığımız ve hiçbir zaman nihayete ermeyecek bu arayışın, 'Massence' özelinde ulaşılmış olduğu nokta itibariyle projenin paydaşı olan herkeste ufuklara götürecek pencereler açmasını temenni ediyorum.

sanatçılar

Zora Palová, Bratislava
Yıldız Doyran, Ankara
Ümit Türk, Trabzon
Tansel Türkdoğan, Ankara
Taha Ghobashy, Domiatt-Mansoura
Siddiqa Juma, Zanzibar-London
Ragini Dewan, Delhi
Özge Gökbulut Özdemir, Ankara
Omar Shahwan, Amman
Naser Nassan Agha, Halep-Bremen
Kemal Tufan, İstanbul
Julia Volkonskaya, Moscow
İbrahim Akgüney, Erzurum
Hsu Tung Lung, Taipei
Hoorad Gorji, Tehran
Helen Teede, Zimbabwe
Hava Küçüköner, Erzurum
Hanife Sevim, Çanakkale-İstanbul
Günay Aral, İstanbul
Emet Egemen Işık Aslan, Konya
Eman Barakat, Giza-Cairo
Belkıs Balpınar, Bodrum
Barış Sarıbaş, İzmir-İstanbul
Azimet Karaman, Erzincan-Ankara
Aydın Sarıoğlu, İzmir-İstanbul
Alireza Adambakan, Tehran
Ali Herischi, Baku
Alexander Milovzorov, Kiev
Ahmet Yiğider, İstanbul

MASSENCE

CANLI NÜVE organic nucleus
DOĞADAN DÖNGÜSEL SOYUTLAMA cyclical abstraction of nature
IŞIĞA DOĞRU through light
TİNSEL ÇIKARSAMA immaterial inference
KÜTLE, BOŞLUK, DEVİNİM mass, space, kinesis

SELUZ HEADQUARTERS

Selimpaşa Yeni San. Böl. 6043 Cad. No:6

P.K. 34570 Selimpaşa - Silivri İstanbul / Turkey

seluzcontemporary@seluz.com
Ziyaret için lütfen randevu alınız.